Mike Tyson

tarih 2 ekim 1980. wbc ağır siklet kemer maçında larry holmes , muhammad ali ile karşılaşıyor. artık kariyerinin sonuna gelmiş olan ali , müsabaka boyunca neredeyse varlık gösteremeyerek 10 raund boyunca holmes`un acımasız yumruklarına maruz kalıyor. 10. raundda nihayet hakem kararıyla maç bitiyor ama maçın ardından ali , gerçekten , belki de ilk defa , çok kötü görünüyor.

mike tyson o zaman 14 yaşında ve efsane antrenörü cus d`amato ile birlikte maçı izlemek için memleketi catskill (new york) ile 1 saat mesafede olan albany adında bir yere gidiyorlar. maçtan sonra o kadar üzülüyorlar ki dönüş yolunda kimse tek kelime etmiyor. holmes’un ali`yi bu hale düşürmesini kabul edemiyorlar.

ertesi gün cus d’amato muhammad ali ile telefonda konuşuyor. d’amato ali`ye ; “yanımda birgün ağır siklet şampiyonu olacak genç bir çocuk var. onunla konuşmanı istiyorum” diyor.

tyson telefonu eline alıyor ve :

"ileride holmes’la dövüşeceğim ve onu senin için yeneceğim." diye söz veriyor.

8 sene sonrası . tarih 22 ocak 1988. tartışmasız (wbc , wba , ibf) ağır siklet şampiyonu mike tyson ünvanını korumak için larry holmes’la karşılaşıyor. müsabakaya muhammad ali’de davetli ve ismi anons edilince iki boksöre de başarılar diliyor. önce yıllarca beraber antrenman yaptığı larry holmes’a giden ve elini sıkan muhammad ali , tyson’ın elini sıkıyor ve kulağına birşeyler fısıldıyor ;

"sözünü unutma , benim için onu yen !"

— 10 months ago with 1 note
#mike tyson  #body  #iron man  #Muhammed Ali  #boxing  #boks 
OSHO

”Ellerimiz boş geliriz ve ellerimiz boş gideceğiz, o halde bu esnada çok fazla talepte bulunmanın ne yararı var? Ama bildiğimiz şey, dünyanın bize söylediği şey budur: sahip ol, hükmet, başkalarından daha çoğu senin olsun. O para olabilir yahut fazilet olabilir: Hangi türden parayla anlaşmayı yaptığının bir önemi yok; dünyevi olabilir, uhrevi de olabilir. Ama çok kurnaz ol, yoksa sömürüleceksin. Sömür ve sömürülme; annenin sütüyle sana verilen çok ince mesaj budur. Ve her okul, kolej, üniversitenin kökleri rekabet fikrine dayanır.

Gerçek bir eğitim sana rekabet etmeyi öğretmeyecek; yardımlaşmayı öğretecek. Savaşmanı ve birinci gelmeni öğretmeyecek. Sana kendini kimseyle kıyaslamadan yaratıcı olmayı, sevgi dolu olmayı, saadet içinde olmayı öğretecek.

Sana yalnızca birinci olduğunda mutlu olabileceğini öğretmeyecek; bu tam bir saçmalık. Sadece birinci olmakla mutlu olamazsın ve birinci olmaya çabalarken öylesine büyük bir perişanlığın içerisinden geçersin ki birinci olduğun zaman perişanlığa alışmışsındır.”

OSHO

— 11 months ago with 2 notes
#osho  #huzur  #felsefe  #edebiyat 
Hacı Bektaş ve Mevlana

Bir adam kötü yoldan para kazanip bununla kendisine bir inek alır.Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış olmak için bunu Hacı Bektas Veli’nin dergâhına kurban olarak bağışlamak ister. 
O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi işlevi görüyordu. Durumu Hacı Bektas Veli’ye anlatır ve Hacı Bektas Veli- ’ helal değildir ’ diye bu kurbanı geri çevirir.
Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana’ya anlatır. 
Mevlana ise; bu hediyeyi kabul eder.
Adam ayni şeyi Hacı Bektas Veli’ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana’ya bunun sebebini sorar..
Mevlana söyle der:
- Biz bir karga isek Hacı Bektas Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz. O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.
Adam üşenmez kalkar Hacı Bektas dergâhı’na gider ve Hacı Bektas Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektas Veli’ye sorar. 
Hacı Bektas da şöyle der:
- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir.
Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez.
Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.” 

Böylesi tevazu ve incelikle, birbirlerini yermek yerine yüceltebilmeyi becerebilen insanlar olabilmemiz dileğiyle..


— 12 months ago with 9 notes
#islamic  #islam  #mevlana  #hacı bektaş veli  #mesnevi 
Yürekten Sevdiğim

”Yürekten sevdiğim;

Sana gene yazıyorum çünkü yalnızım ve çünkü kafamın içinde seninle konuşurken senin bunu bilmiyor ya da bana karşılık veremiyor olmana katlanamıyorum. Kısa süreli ayrılıklar iyi oluyor, çünkü hep bir arada olununca her şey hiç ayırt edilemeyecek kadar birbirine benzemeye başlıyor. Yan yana durduklarında kuleler bile cüceleşirken, alelade ve ufak tefek şeyler yakından bakınca kocamanlaşır. Küçük tedirginlikler onlara yol açan nesneler göz önünden kaldırıldığında yok olabilir. Yanyanalık dolayısıyla sıradanlaşan tutkularsa mesafenin büyüsüyle yeniden büyüyüp doğal boyutlarına dönerler. 

Aşkım da öyle…

Zamanın aşkımı tıpkı güneş ve yağmurun bitkileri büyüttüğü gibi büyütmüş olduğunu anlamam için senin bir an, sırf rüyada bile olsa, benden koparılman yetiyor. Senden ayrılır ayrılmaz sana olan aşkım bütün gerçekliğiyle kendini gösteriyor: o, ruhumun bütün enerjisiyle yüreğimin bütün kişiliğini bir araya getiren bir dev. Böylece yeniden insan olduğumu hissediyorum çünkü içim tutkuyla doluyor. 

Araştırma ve çağdaş eğitimin bizi kucağına attığı belirsizlikler ve bütün nesnel ve öznel izlenimlerimizde kusur bulmaya iten kuşkuculuk bizi küçük, zayıf ve mızmız kılıyor. ama aşk -feurbachvari insana aşk değil, metabolizmaya aşk değil, proletaryaya aşk değil- sevdiğine aşk, yani sana aşk, insanı yeniden insanlaştırıyor… 

Dünyada çok dişi var, kimileri de çok güzel ama ben, her bir hattı, hatta her bir kırışığı bana hayatımın en büyük ve en tatlı anılarını hatırlatan bir yüzü bir daha nerede bulabilirim? Senin tatlı çehrende sonu gelmez acılarımı, yeri doldurulmaz kayıplarımı bile okuyabilir ve senin tatlı yüzünü öptüğümde acıyı öperim.”

— 12 months ago